~~~ Ülkemizden Sanat Haberleri ~ Headlines ~~~

fortunaTV Channel {world of art & fashion} VİTRİNDEKİLER - Reklam


LiveStream yayın platformu tıpkı YouTube gibi ülkemizde yasaklandığı için en çok izlenen kanallar arasındaki canlı yayınımız yerine Türkiye'de sadece video izlenebilmektedir.

{ fortunaTV Channel - world of art & fashion } Dünya Sanatı - Sanat Dünyası

café de fortuna Kültür & Sanat Konseptiyle Antalya'da.

Café de fortuna ANTALYA
12.02.2012 tarihinde kapılarını açıyor. 

Cafe de Neler Var?

* Café de Mekanı & etkinlikleri 24 saat internetten canlı yayında izleyebilme imkanı. 
* Café de Haftada 1 gün, Kültür & Sanat Etkinliği (Ünlü konuklarla)
* Café de Haftada 1 gün, ''Ülkemizin En İyi Makyözlerinden Biri Olarak Gösterilen 
Pınar Aktaş ile Makyaj Günleri''
* Café de Haftada 1 gün, Sinema Gecesi (Yönetmen fortuna Zafer & oyuncu Yakup Konca ile...)
* Café de Haftada 1 gün, Taş Plak Gecesi (Plaklarla nostaljik müzik...)
* Café de Kulağı rahatsız etmeyen düşük desibel, onbinlerce kayıtlı arşivimizden Müzik yayını 
(Enstrümantal, Chill-out, Etnik, New Age) 
* Café de Gürültüsüz ambiansda mini kütüphanemizdeki kitap, dergi & gazeteleri 
içeride ya da bahçede temiz havada okuma imkanı. 
* Café de İsveç Çayı, Çin Çayı, Büyülü Bohça vb. belki de ilk defa duyduğunuz & seçmekte zorlanacağınız çok çeşitli ''alkolsüz'' içecek menüsü.
* Café de Türkiye'nin ünlü diyetisyenlerinden Kahvaltı & Salata menüsü.
* Café de Sandviç, Hamburger, Kumpir, Tost, Waffle, Simit, Çılbır, Patates, Poğaça, Börek, Mantı, Çorba  menüsü,
* Café de Masa numaraları yerine masa isimleri var. (Türkan Şoray, Kemal Sunal, Bahar Öztan, Nuri Alço, Hülya Koçyiğit, Coşkun Göğen, Tarık Akan, Necla Nazır, Kadir İnanır, Filiz Akın, Sadri Alışık masası) 
* Café de Wi-Fi açık internet servisi.
* Café de Cepten çağrı atın biz sizi arayalım servisi.
* Café de Ulaşım Kolaylığı & Free Otopark.
Kültür Mah. 3802. Sk. No:11/B 07090 (Yeni Öğretmenevi 112 Arkası) 
Kepez-Antalya, Türkiye 
0534 986 27 86
www.CafeDeFortuna.com

Öz Yeni Star TV - Gerçek Logosunu Arıyor

Aylar önce demiştim ki; ''Doğuş Medya Grubu STAR TV'yi alarak daha da güçlendi. (Mümkünse STAR logosunu artık değiştirin ve S harfi olmaksızın sadece YILDIZ olan yeni bir logo tasarlatın.)'' İşte aynen böyle demiştim ve 2012 yılına girerken STAR TV için Arjantin Buenos Aires merkezli Superestudio tasarımcılarına yeni logolar hazırlatılmış. Kreatif Direktörlüğünü üstlendiğim birçok tv kanalına logo, ekran görselleri v.b. kurumsalları hazırlamış biri olarak STAR TV yeni logolarını dikkatlice inceledim. Hepsi birbirinden ''basit'' olduğu için kararsız kaldım. 1. (S harfli) ve 5. (Rengarenk) olan logolar ''belki'' durumu idare edebilir. S harfli olanın yıldızı çok ince olduğu için kötü duruyor. Rengarenk olan ise ''San Diego Unified School Distric'' ve aynı zamanda ''Celebrate İsrael Parade'' logolarıyla çok benziyor ama CNBC-e tarzına yakın olduğu için kurumsal anlamda ''belki'' yönetim tarafından kabul görebilir. ''Belki'' diyorum çünkü başta da belirttiğim gibi logolar içime sinmedi. Baştan beri ''Sadece yıldız olan logoya geçiş yapılmalı'' düşüncemi halen savunuyorum ama bu değişim bir gecede olmamalı. En azından birkaç ay (örnek olsun diye kendi hazırladığım STAR TV logosu gibi) ST*R harfleri arasına bir yıldız yerleştirerek izleyicinin gözü alıştırılabilir.


Birkaç ay sonra bu harfler de tamamen kaldırılarak tek başına yıldız logosuyla kanalın temsil edilmesi daha akıllıca... KRALTV'yi KRAL POP yapalım derken sırf popart olsun diye ekrana koyduğunuz o tırtırlı logodan vazgeçeceğiniz günü de halen bekliyorum. Ülkemizde çok iyi tasarımlar çıkaran profesyoneller varken, hatta NTV tasarım ekibiniz çok iyi durumdayken gidip ''Arjantin'de bu işi kapatalım'' derseniz, söyleyecek sözümüz olamaz tabii ki. Kanalı yenileyelim derken Öz Yeni Star TV komedisine çevirmezsiniz umarım. Başarılar dilerim.
 NOT (Logo Analizi): Bu yazımın ardından STAR Logosu Çalıntı v.b. başlıklı bir sürü haberle karşılaştık. Bu sebeple bazı detaylara inmeliyim... Bir tv kanalı logosu için çok müsait olan yıldız sembolüyle binlerce çeşit tasarım ortaya çıkarılabilir. İş öğretmek gibi olacak ama; ''Logonun okunaklı olması, çok fazla girinti çıkıntılı olmaması, renk seçimi ve gözün rahatça algılayabilmesi'' en önemli kriterdir. KRAL POP'un (tırtırlı logo) örneğinde de eleştirdiğim aynı hata STAR logosunda da yapılmış. Ülkemizde ''Kurumsal kimlik'' diye adlandırdığımız bu çalışmayı hemen herkes 10 Bin Dolar'a profesyonelce yapıyor. En iyi ekran görselleri Almanya, Hollanda ve İsrail'de. Özellikle Viz-RT dediğimiz sistemin üreticisi İsrail'de olduğu için bu konuda oldukça iyiler. Buna rağmen benim de uzun yıllar görev yaptığım TV5 dünyada tasarım konusunda lider durumdaydı. TV5, Viz-RT sistemini dünyada ilk kullanan kanallardan biri olarak ülkemize öğretmiştir. Şu anda Türkiye'de tahminen 7-8 kanal Viz-Trio kullanıyor. Diğerlerinin tamamına yakını WASP kullanmakta. WASP, ekranda parlak cam hissi veren yansımasıyla kendisini belli ediyor ama belli kalıpların dışına çıkamıyor. Yani WASP kullanan kanalların hepsinin ekran görselleri aynı görünüyor. Bu da tipik Amerikan yayıncılık anlayışı gibi belli kalıplara dayanıyor. Viz-RT kullananlar ise ekran görsellerinin duruşu konusunda bu işten birazcık anlayanlar için hemen kalitesini ortaya koyuyor. Asıl konuya dönecek olursak Amerika kıtasıyla bizi ekran konusunda ayıran en önemli şey, Amerika kıtasındakilerin tasarımlarının fabrikasyon, bizim tasarımlarımızın ise hassasiyetlerimizden dolayı çok çeşitlilik göstermesidir. İşte bu yüzden, TV sektöründe özellikle ekran görselleri konusunda bizden çok gerilerdeki Arjantin'deki meslektaşlarımıza işi verirseniz, elinde ''yıldız sembolü'' gibi eşsiz materyal varken gider ''kar tanesi gibi'' fabrikasyon bir logo ortaya çıkarırlar. Herkes logonun İsrailli mi Amerikalı mı olduğunu konuşurken ben de aynı düşüncede olmama rağmen İstanbul Cevahir AVM en alt katındaki Bernardo'nun yılbaşı için camına yapıştırdığı kartanesi stikerlarına daha çok benzetmiştim. Bir örnek daha vermek gerekirse STAR logosunun yıldızını tamamlayan her bir küçük parça bence yarasaya da benziyor. Hatta o yarasaları hepimizin okulda katladığı kağıt uçaklara da benzetebiliriz. Sanki 5 tane uçak, uçarak gelip yıldızı oluşturmuş gibi görünüyor. Bunu dile getirmedim çünkü bir tasarımı bir şeylere benzetmek çok kolay. Fakat bir gerçek var ki, ''Hiçbir tasarım öyle boş yere yapılmıyor. Mutlaka firmanın siyasi, dini hassasiyetleri, hedef kitlesi ve var olma amacı öğrenildikten sonra ortaya çıkarılıyor. Eğer bunlara dikkat edilmezse G.Saray'a sarı lacivert bir logo yaparak dünyaya rezil olursunuz'' İşte StarTV'nin şu anda yaşadığı temel sorun da buradan kaynaklanıyor. Star yönetimi de logonun başarısızlığının farkına varmış olacak ki ilk 2 gün ortası transparan olan logo, şimdi ortasında beyaz bir yıldızla ekrana geliyor. Bu değişim uzun süre tekrarlanır gibi... Öz Yeni Star TV derken bunu vurgulamak istemiştim.

Pınar Aktaş - Ülkemizin En İyi Makyözlerinden Biri olarak Gösteriliyor.

Ülkemizin en iyi makyözlerinden biri olarak gösterilen Pınar Aktaş, her Cuma 09:00 BeyazTV Kaliteli Yaşam programında, makyaj sırlarını uygulamalı olarak paylaşıyor.  Liglerin bitmesiyle, Dünyada ilk defa ''Taraftar Makyajı'' uygulayarak izleyicileri şaşırtan profesyonel makyöz, ''Yaz Makyajı'' ve ayrıca ''Gece Makyajı'' ile geçtiğimiz bölümlerde izleyenlerin büyük beğenisini topladı. Önümüzdeki bölümlerde ekranda, ''Gelin Makyajı'' da yapacağını söyleyen tecrübeli makyöz, 1996'dan bugüne ünlü markalar, defileler ve mesleğinde kazandığı tüm tecrübelerini showa dökmek yerine, izleyenlerin anlayabileceği bir şekilde sunmaya devam ediyor. Her Cuma, Beyaz TV ekranlarında, herkesin uygulaması mümkün olabilecek ilgi çekici makyaj tekniklerini uygulayan makyaj sanatçısı, renklerle dansına yeni sürprizlerle devam ediyor.
NOT: Pınar Aktaş'ın şahsi web sitesinde bazı örnek videolar da yer alıyor. İncelemenizi tavsiye derim.
www.PinarAktas.com
www.ProfesyonelMakyoz.com

Ülkemizde Sinema & Dizi Film Sektörü Neden Başarısız?

Çok sayıda yerli & yabancı sinema filmini arşivleyerek, defalarca izlerim. Buna karşın, bugüne kadar Kurtlar Vadisi de dahil bir tane bile dizi izlemedimÜlkemizdeki diziler, ''Dünyada televizyon literatüründe hiçbir yer teşkil etmiyor. Bizden alt seviyede olan ülkelere dizi satmak bir başarı değildir'' Geçtiğimiz yıllarda, ''Taylan Biraderler'in Sır Dosyası - Xfiles'' dizisini beğenmiştim. Sonraları ilk defa, ''Osman Sınav'ın Kapıları Açmak'' dizisini izlemeye başlamıştım ama 3 bölüm sonra yayından kalktı. Bir süre sonra Osman Sınav bir tv programında bu diziyi; 'Bugüne kadarki en önemli yapımımdı ama nedense yayından kalktı' şeklinde nitelendirdi... Bugünlerde, ''Biray Dalkıran'ın Kanıt'' dizisini beğeniyorum. Zaten fragmanı gördüğüm ilk anda belli bir tarzı ortaya koymuştu... Son olarak, ''Taylan Biraderler'in Muhteşem Yüzyıl'' dizisini prodüksiyon olarak çok beğenmiş olmama rağmen, amacı kötüye kullandıklarını düşünüyorum. Çünkü, bu iki kardeşin teknik yeteneğinden eminim ve hassasiyetlerimize rağmen bu yeteneği kullanmamaları beni çileden çıkarıyor. Başkaları, olmayan tarihlerinden  TRUVA - RAMBO - SUPERMAN - GLADIATOR  - 300 - ROCKY üretirken, bizimkiler varolan derin tarihimizden tek kare bile faydalanmıyorlar. İşin kolayına kaçıp, yatak odasına giriyorlar.
''Padişahların yatak odasını değil, savaş meydanlarındaki performanslarını merak ediyoruz.''
Muhteşem Yüzyıl benim bu yazımdan sonra aceleyle savaş sahneleri yetiştirmeye çalıştı ama görüştükleri animasyon şirketleri 20 bin Dolar civarı ücretler isteyince (bunu da sağlam kaynaktan biliyorum) işin ucuzuna kaçarak kreatif açıdan beğenilmeyen ve tepki çeken savaş görüntüleriyle ekrana geldi. Sonraları ne hikmetse benimle aynı adı taşıyan ''Isabelle fortuna'' isimli bir kadın karakter de diziye iliştirildi. Bunun bir tesadüf olması mümkün değil. Beni takip ettiklerinin farkındayım ama biz konumuza dönelim.
* Başkaları Truva filminde gemileri kütük üzerinde karadan yürüterek Fatih Sultan Mehmet'in zekasını kullanırken, bu değerlere sahip olan bizler bırakın gemileri karadan yürütmeyi, henüz İstanbul'a giriş sahnesini bile hiçbir güçlü prodüksiyonda göremedik. (1453 isimli sinema filmi bakalım bunu başarabilecek mi?)
* Başkaları, Platoon - Er Ryan'ı Kurtarmak - Aviator - Pearl Harbor senaryoları çıkarırken, bizimkiler Kıbrıs'ta Çanakkale'deki gerçek savaşların senaryolarını denemeyi bile düşünmediler.
* Başkaları seri halinde Rocky filmleri yaparken, 1960-76 arasında defalarca ünvanını koruyarak dünyayı hayran eden ilk Avrupa Şampiyonu Boksörümüz Cemal Kamacı'nın hikayesi ya da dünyaca ünlü güreşçimiz Yaşar Doğu vb. hiç düşünülmüyor. (Ünal Küpeli 1991 yılında Benim Zaferim adıyla Cemal Kamacı'yı çekti ama küçük bir prodüksiyondu)
* Dünyaya, beyin, sinir ve omurilik cerrahisini öğreten Prof. Dr. Gazi Yaşargil gibi bir malzeme elde dururken, ilgi çekici ''gerilim bile mümkün'' bir senaryoyla sinemaya konuyu aktarmak hiç akla gelmiyor.
 * ''Adamlar yapmış abi'' diye imrenerek izlediğiniz o görsel efekt ve animasyonların bir çoğunu Hollywood'taki Türklerin yaptığını biliyor musunuz? Face-Off - Karınca D - Matrix - Cars - Harry Potter - Avatar ve birçok filmde Türk imzası var. 'İsa'nın Çilesi' filminin müzikleri de Göksel Baktagir'e ait. Bunlar sadece kısa örnekler. Yani 'Adamlar yapmamış. Adamlar bizimle beraber yapmış ama biz kendi başımıza denemeye cesaret edemiyoruz.' (Resme bakın, örnek olsun diye kendimi basitçe Avatar yaptım)
* Her Hollywood filminde neden Amerikan bayrağı ve CIA-FBI var biliyor musunuz? Çünkü hükümetleri, filmlerde bu temalara yer verenlere maddi destek & tanıtım payı veriyor da o yüzden. Bugünden sonra daha dikkatli izleyin, alakalı ya da değil her filmde küçük bir sahne bile olsa bu temalar var.
* Nicholas Cage gelip Ürgüp'te yüksek teknolojili film çekerken, bizimkiler sıradışı bir senaryoyla yüzyıllardır yerinde duran Nevşehir'e, Pamukkale'ye, Demre'ye set kurmayı hiç akıl etmiyorlar. Çünkü, göz önündekinin değeri bilinmiyor.
* History Channel Antalya'ya gidip sokakta ne kadar arkadaşım varsa figürasyona toplayıp Düden Şelalesi'nin içine gemilerin girdiği görsel efektli bir sinema filmini 10 yıl önce çekerken, bizimkiler hayalini bile kuramıyor.
* Yıllar önce izlediğimiz ''New York'ta Son Bahar'' filminin aynı ama basit versiyonu ''Çağan Irmak'ın Issız Adam'' filmi ülkemizde izlenme rekorları kırıyor. (Din dil ayrımı yapmıyorum ve karşı değilim ama) yine Çağan Irmak'ın Yahudi hikayesi Ulak filmini bizim kanallar alıp dini filmimiz diye Ramazan ayında yayınlıyor. Bu kadar cahiliz işte.
* Başkaları, küçük bir köpek yavrusundan 'Harika Köpek' kahramanları çıkarırken, bizimkiler halen ''Bizim hiç köpeğimiz bile olmadı anne'' melankolileri yapıyor.

NOT: Geçen gün Yunanistan'tan gelen dostlarım hediye olarak ''Yunan Lokumu'' verdiler. Ambalajın üstünde öyle yazıyordu ama içine ve tadına bakınca bildiğimiz TÜRK CEZERYESİ olduğunu anladım.
Demek istiyorum ki; ''Biz ambalajı yapmazsak başkaları kapar. Biraz kendinize gelin...''

SKY TÜRK 360 TV Logosuyla Yayına Devam Ediyor

Sky Türk 2012 yılıyla birlikte değişime ve gelişime karar verdi. İlk olarak ismini & logosunu değiştirmek için kolları sıvadı. Şu anda yeni binasına da taşınan Sky Türk, yeni ismi ''Sky Türk 360'' için fikir birliğine vardı.  Kendileri, “Haberlere 360 dereceden bakan bir format uygulayacağız” dese de bu fikrin oluşmasında, çalıştıkları reklam ajansının da rolü varmış. Fakat unutulmamalı ki SKYTÜRK kurulduğundan beri aslen İngiliz SKY kanalını model almaktadır. 2009 sonunda İngiliz SKY kanalı, X-BOX 360 oyun konsoluyla bir ortaklık anlaşması yaparak SKY 360 ismini almıştı. Bu anlaşmayla Sky Player adı verilen sistemle Xbox 360'ın devreye girmesiyle, kullanıcılar artık İngiliz SKY kuruluşuna ait tüm kanalları konsollarından izlemeye başlamışlardı. Bizim SKY TÜRK'ün ise bu tür bir gelişim yapabileceğini zannetmiyorum.
SKY TÜRK yönetimi, değişim konusunda çalıştıkları reklam ajansının desteklediği SKY TÜRK 360 ismi üzerinde Google'a ''SKY'' yazarak bir arama yapmış olsa İngiliz SKY 360 logolarına her yerde rastlayacaklardı. Belki de rastladıkları için bu ismi tercih ettiler. Fakat belli ki kısa sürede karar verilmiş bir değişim. 2012 yılıyla birlikte SKYTÜRK 360, ''Haberleri, anında 360' farklı yorumlarla'' ekrana getirmeyi planlıyor. ''Anında, o olayla ilgili çıkan tüm haberleri olabildiğince en geniş yelpazede görme fırsatı vermeyi hedefliyor.'' Başarılar dilerim.


Türkçe Pop Müzik 10 Yıl Önce Bitti...


Türkiye'de ''Pop Müzik'' diye adlandırılan tarz, aslında dünya müzik piyasasında ''HOUSE Müzik'' olarak kabul edilir... Herkesin POP MÜZİK diye adlandırdığı şey, aslında HOUSE - TECHNO - TÜRKÇE karışımıdır. Bu karışıma da ''TÜRK POP MÜZİĞİ'' denmesi mümkün değildir. ''Pop'' denen şey, sözlükte yazdığı gibi ''Popüler Olan ya da Hit Olan'' anlamına gelmiyor. Eğer öyle olsaydı, son zamanlarda ülkemizde albümleri en çok satan İsmail YK - İbrahim Tatlıses gibi isimlere de sırf popüler oldukları için POPÇU dememiz gerekirdi... ''Ülkemizin kendine özgü müzikleri, TSM - THM vb. başta olmak üzere bununla birlikte taşıdığı anonim ruh sebebiyle Arabesk, Fanteziyi bile dahil edebileceğimiz tarzlardır.'' Bu tarzların dışındaki diğer müzik türlerinin köken olarak Türkiye'yle birebir bağı yoktur. Bu nedenle, konu başlığı değerlendirmesini yaparken ''dünya müziğine göre'' düşünmemiz gerekmektedir. Türkçe müzik bilmeyen, fakat dünya müziğine hakim ''YABANCI'' BİR MÜZİK ADAMI ya da Disc Jockey'e bizim popçuların şarkılarını dinlettiğinizde size bu tarz için, ''TÜRKÇE HOUSE & TECHNO'' cevabını vereceklerine eminim. Çünkü eserlerdeki altyapımız, house & techno... Hatta, kullanılan yaylı enstrümanlarımız sebebiyle ''Latin House çağrıştırıyor'' derlerse de şaşmayın. 
Şimdi, bunun sebeplerini herkesin anlayacağı bir dille açıklamaya çalışmak istiyorum...
''Dünyada, Pop Müzikten bahsederken örnek olarak gösterilen kişi Michael Jackson ve Türkiye'de de Tarkan'dır...'' Şimdi, Michael Jackson - They Dont Care About Us ve Tarkan - Şımarık şarkılarını karşılaştırırsanız ülkemizde SON TÜRKÇE POP MÜZİK örneklerinden birinin bu olduğunu çözebilirsiniz. Bizde, POP & POPÇU diye adlandırılan kesimin 1997 yılından sonra ve halen yapmaya devam ettiği müziklerin neredeyse %99'unu karşılaştırdığınızda, aradaki büyük tarz farkı hemen anlaşılır. (Kalite farkı değil, MÜZİK TARZINDAN bahsediyorum.) Gerçek pop, 90'lı yıllarda halen unutamadığımız o müziklere ve 90'lı yıllar öncesindeki Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziğine deniyor. 1997-98 yılından sonra Tarkan, Seyyal Taner gibi sanatçıların o dönemlerdeki şarkılarının tarzına yakın birşeyler duydunuz mu hiç? Yüzde bir ihtimalle belki çıkabilir... Demek ki, o yıllardan sonra Türkçe Pop diye birşey kalmamış ülkemizde... Popun bitişi sadece ülkemizde değil, tüm dünyada farklı müzik akımlarının etkileriyle başladı. Michael Jackson, pop müzik yapmaya devam etmeyi tercih ederken, yıllarca ''Popun Kraliçesi'' olarak taçlandırılan Madonna bile çok uzun yıllardır POP Müzik yapmamakta ve HOUSE ELECTRONIC ağırlıklı çalışmalara imza atmaktadır.
 
Başka bir örnek olarak ta, ''Cher - Strong Enough & Hande Yener - Acele'' şarkılarını karşılaştırarak dinleyip tarzlarının yakınlığını algılayabilirseniz, POPÇU HANDE YENER denmesine rağmen, aslında Hande Yener'in de zannedildiği gibi POPÇU değil, nerdeyse 10 yıldır albümlerinde tıpkı Cher gibi ''Vokal House'' yapan bir sanatçı olduğunu anlayabilirsiniz. Hepimizin bildiği gibi, Hande Yener'in son 2 albümüyle birlikte eski dinleyicileri; ''Neden eskisi gibi pop yapmıyorsun?'' demeye başlamışlardı. Halbuki Hande Yener de diğer tüm ''popçularımız'' gibi nerdeyse son 10 yıldır pop müzik yapmıyor zaten. Dinlediğiniz şey, zannettiğiniz gibi POP DEĞİL, HOUSE VE TECHNO KARIŞIMI TÜRKÇE MÜZİKTİR... 10-15 yıl önce dünyada Techno & House parçalar vardı. 2 Unlimited gibi Hollandalıları severken, İtalyanların bu tarz parçaları hiç tutmazdı. İtalyanların bir tanesi çok sevildi; ''GALA - Freed From Desire''... İşte şimdi bizim dünya müziği yapmaya çalışan müzisyenlerimiz 2010 yılında halen Gala'nın bu tarz şarkılarının benzerleriyle piyasada geziyor.
 
Pop müziğin bitmesiyle birlikte rock & rap yapanlar fazlasıyla ön plana çıktı. Çünkü, bu tür grupların videoklipleri daha anlamlı ve tutarlı bir yol çiziyor. ''Pop'' kliplerinde, her 8-10 saniyede bir görüntü değiştirebilmek adına (devamlılık önemsenmeden) sağda solda binaların çatılarına serpiştirilmiş dansçılar ve 2010 yılında bile halen 1995 yılında televizyonlardaki yıldızlı - kalpli - renkli basit geçiş efektleri ve ekranı 2-3'e bölmelerle hiçbir anlam ifade etmeden çekilen videoklipler de müziğimizin komple 10 yıl geriden dünyayı takip etmesine sebep oluyor... Bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Kendinizce bir deneme yapın! Bir videoklip yayınlanırken sesini kapatın ve ''sadece görüntüleri'' sonuna kadar izleyin. Görüntüler size birşey anlatıyor mu? :)) Merak ediyorum, Nuri Bilge Ceylan'ın da tarz olarak benzediği, dünyanın gelmiş geçmiş en özel yönetmenlerinden birisi Andrej Tarkovski, günümüz Türkiye'sinde bir videoklip çekseydi, acaba müzik kanalları 8-10 saniyede bir görüntü değişmediği için bu videoklibi geri iade eder miydi? Kesinlikle ederdi. Çünkü ille de tek tip ''standart'' videoklip yayınlıyorlar. 10 saniye kuralı var. İzleyici sıkılabilir mantıksızlığı. :)) 
 
Uzun lafın kısası, buraya kadar TÜRKÇE POP MÜZİK diye birşeyin artık olmadığını açıklayabildiğimi düşünüyorum. Son olarak, müziğimizin 10'ar yıllık gidişatını da biraz samimi bir dille yazmak  ve adlandırmak istiyorum.
 
80'ler: Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (Türkçe Müzik) Sözün bittiği yerde, müzik başlıyor...
90'lar: Türkçe Pop Müzik (Türkçe Pop) Popçu furyası ve unutulmazlar...
2000'ler: Türkçe Dans Müziği (House - Techno - Elektronik) Kanımız kaynıyor ama gizli gizli slow dinleyip çaktırmadan romantik takılıyoruz....
2010'lar: Türkçe World Müzik (Elektronik - Rock - Rap - Bubbling - Latin) Dünya müziğini yakalamak istiyoruz. Sadece istiyoruz. Bunun için bir girişimde bulunmuyoruz ve ''ah 90'lar ah'' diyoruz....
2020'ler: Sözsüz Müzik (Enstrümantal - New Age - Down Tempo) Yorgun düşüyoruz, kafamızı dinliyoruz. :))

İHA - Son Dakika Haberleri

~~ Başlıklar - Headlines ~~

Custom Search

(}~ YAZILAR - KONULAR ~{)

~ ƒortuna τ√ ©hannel™ ~ [HD] LIVE ~ CANLI YAYIN

{CANLI YAYIN en geç 20 Saniye içinde otomatik olarak başlayacaktır.}

fortunaTV Channel, bir video sitesi DEĞİL, 1993 yılında temeli atılarak 2006'da ilk canlı yayınına başlayan, dünyada 12 ülkede temsil edilen, ülkemizin İLK internet tabanlı İngilizce TELEVİZYON KANALIDIR. Kadın takipçileri hedefleyen ve kadını cinsel obje olarak kullanmayan gerçek Sanat & Moda Kanalı fortunaTV Channel, Los Angeles & İstanbul üzerinden yayın yapmaktadır.